VI. Avrasya İslam Şurası Toplantısı

4 Ekim 2016 Salı - 4 Ekim 2016 Salı

VI. AVRASYA İSLAM ŞURASI

TEŞKİLATI TOPLANTISI

İSTANBUL II

SONUÇ BİLDİRGESİ

 

 

Türk Cumhuriyetleri, Balkan ve Kafkas Ülkeleri, Türk ve Müslüman toplulukların dini temsilcilerinden oluşan Avrasya İslam Şûrası Teşkilatı’nın altıncı toplantısı 5-9 Eylül 2005 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Toplantıda, Avrasya topluluklarında din, kimlik ve kültür konularındaki sorunlar müzakere edilmiştir.

Dinin kimlik ve kültürle kopmaz bir bağı vardır. Din, insana hayatın nihai amacını, hayata ve varlığa bütünlüklü bir değerler sistemi içinde bakabilmeyi öğretir. Dinin bireylere kazandırdığı varoluş şuuru ve yaşam tarzı, zamanla toplumsal bir kültür ve kimliğe dönüşür.

İnsanlık ailesinin seçkin bir parçası olarak Avrasya coğrafyasında yaşayan Müslüman topluluklar, Müslüman dünyada önemli bir kesimi oluşturur. Müslüman toplulukların dini ve kültürel değerleri, İslam inanç, ibadet ve ahlak ilkeleri ile İslam kültür ve medeniyetinin tarihsel birikiminden beslenir.

Geçtiğimiz yüzyıldan devralınan dini, kültürel ve toplumsal sorunlara bugün yenileri ilave olmuştur. XX. yüzyılda yaşanan iki dünya savaşı ve ardından soğuk savaş dönemindeki kutuplaşma süreçleri, bütün dünyada olduğu gibi Avrasya Müslüman topluluklarında da ciddi krizlerin önünü açmıştır. Geçtiğimiz yüzyılın sonlarında patlak veren çatışmalar, Balkanlar ve Sovyetler Birliği topraklarında yaşanan yapısal dönüşümler, bölge coğrafyasına hem yeni sorunlar getirmiş hem de yeni umutlara kapı aralamıştır. Aynı zaman aralığında İslam dünyasının hak etmediği halde bir şiddet alanı olarak öne çıkarılması ve dünyanın sürüklendiği kaotik ortamlar da sorunları içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Uluslararası toplumun sağduyu ve işbirliği arayışları, Müslüman dünyanın özeleştirisi ve dayanışma girişimleri sorunların aşılması yolundaki ümitleri diri tutmaktadır.

Balkanlardan Kafkasya ve Orta Asyaya kadar Avrasya Müslüman topluluklarının dini liderleri, dini kimlik, kültür ve değerlerin yaşatılması, toplumlar arası ilişkilerde adalet, barış, işbirliği, karşılıklı saygı, anlayış ve hoşgörünün egemen olması için üzerlerine düşeni yapma azmi ve kararlılığına sahiptirler. Hiç kuşkusuz bunun için öncelikle yapılması gereken, her düzeyde geniş açılımlı müzakere süreçlerini başlatmak ve kararlılıkla devam ettirmektir.

İslam dini hem bölgemizde hem de dünyamızda kalıcı barış imkânlarının artırılması yolunda tarihsel ve potansiyel bir konuma sahiptir. Avrasya İslam Şurası, başından beri bu yönde önemli katkılar sunabilecek bir yapıya sahip olmuş ve olmaya da devam edecektir. Şura üyeleri, İslam’ın evrensel mesajının insani yönü ve insanlık için aydınlık muştusunu yerküredeki bütün insanlarla paylaşma arzusundadır.

Şura üyeleri günümüzde dünyada giderek egemen olan ve özellikle Müslüman dünyanın insani, dini, kültürel ve tarihsel mirasının tahribine ve yok edilmesine zemin hazırlayan meş’um durumu kabul edilemez bulmaktadır. Güç düzeni ile ahlak düzeni arasındaki çarpıklık sadece Müslümanları değil, bütün insanlığı tehdit etmektedir. Bu çarpıklığın sebep olduğu güç gösterisi, şiddet ve terör herkesi yuvasından eden bir krize dönüşmüş, bütün insanlığa ağır maliyetler çıkarmaya başlamış ve küresel bir kâbus haline gelmiştir. Her yönüyle barış dini olan İslam’ın farklı kaynaklardan beslenen şiddet ve yıkımın meşrulaştırıcı bir gücü olarak ilan edilmeye çalışılması sadece İslam’a haksızlık değil, bütün dinlere, insanoğluna umut ve huzur veren bütün maneviyat değerlerine kaşı yapılmış bir haksızlıktır. Avrasya İslam Şurası, başta Irak ve Filistin olmak üzere yerküredeki bütün çatışmaların bir an önce sona ermesi, akan kanın durması ve gözyaşlarının dinmesi temennisini yinelemekte; bu çatışmalar bahane edilerek masum insanlara yönelik her türlü terör ve şiddeti kınamaktadır.

Avrasya İslam Şûrası, aşağıda belirtilen konular üzerindeki mutabakat metnini kamuoyuna duyurur:

Şura Kararları

Kimlik, herhangi bir insan topluluğunun kendini tanımlama ve temsil etme yolu ve aracıdır. Müslüman kimliği ise İslam’ın getirdiklerine inanan ve kendilerini İslam’a olan mensubiyetleriyle tanımlayan insanları ifade eder. Bu kimlik coğrafi, etnik veya ulusal kimlikleri dışlamayan, cinsiyet ayrımını reddeden, birleştirici ve kuşatıcı bir üst-kimliktir.

Dünyada ve bölgemizde Müslümanların yaşadıkları sorunlar, çeşitlilik arz etmektedir. Ancak ortak sorun, kimliğin çözülmesine, aşındırılmasına ve hatta giderek kaybedilmesine ilişkin sorunlardır. Kimliğin içinde yeşerdiği kültürel muhit hızla değişmekte, Müslümanların gelecek tasavvuru her geçen gün zaafa uğramaktadır.

Özellikle Batılı medyada olay ve kişileri değil, İslam’ı ve Müslüman kimliğini doğrudan hedef alan ithamlar, terör ve şiddetle İslam’ı eşleştirme gayretleri, giderek bütün Müslümanları şiddetle yüklü kimlik algısının hedefi haline getirmektedir. Günümüz dünyasında medeniyetler çatışmasını körükleyen olaylar, Müslüman dünya üzerindeki müdahaleler ve uygulamalar kimlik algısını şiddet potansiyelinin bir sunumuna dönüştürmektedir. Böylece İslam-karşıtı bir kimlik tasarımı, çoğu kez Müslüman kitlelere karşı dışlama ve aşağılama stratejileriyle küresel şiddeti körüklemekte, sonuçta bütün bunlar İslam’ın asli yüzünün ve mesajının ortaya çıkmasını, öğrenilmesini, içselleştirilmesini ve aktarılmasını engellemektedir.

Masum insanlara yönelik şiddet ve terör eylemleri için hiçbir mazeret ileri sürülemez ve kabul edilemez. Öte yandan toplumsal şiddet hareketleriyle herhangi bir din arasında kurulmaya çalışılan bağın, her zaman çarpıtıcı ve yanıltıcı olduğu açıkça görülmüştür. Hiç kuşkusuz bu kabil bir ilişki ne İslam ne de diğer dinler için asla kabul edilemez. İnsanları şiddete iten temel sorunlar farklı öğelerden beslenebilir. Şiddetin asıl kaynağını, herhangi bir dinde aramak yerine, şiddetin coğrafyasında var olan yoksulluk ve yoksunluk durumlarının derinlikli bir tahlilini yapmak gerekir. Herhangi bir din ile terör arasında öze dayalı bir ilişki kurulamaz. İslam da özü itibarıyla yaşatmayı ve barış içerisinde yaşamayı önceleyen bir dindir. Müslümanların tarih boyunca kurdukları medeniyetler, kimlik algıları veya inşalarının başkalarına karşı saldırgan bir süreç olarak yaşanmamasının en güzel örneklerini defalarca göstermiştir. Bu da tarihin bir döneminde sergilenmiş bir tecrübenin tesadüfî olmadığını, İslam’ın temel ilkelerinden sürekli olarak sadır olduğunu göstermiştir.

Zaman zaman kendini İslam’a izafe eden kimi nevzuhur hareketler   İslam’a ve Müslüman kimliğine zarar vermektedir. Bu durum, hem böylesi hareketlere karşı eleştirel bilinci açık tutmayı hem de sorumluluğu başkasına atan nemelazımcılığı reddetmeyi gerekli kılmaktadır.

İslam’ın bütün dünyada olduğu gibi bölgemizde de dini ve ahlaki düzlemde ciddi temsil sorunları yaşadığı açıktır. Sorumluluğu kendi dışımızdaki yapılara atfederek sorunu aşmamız mümkün değildir. Avrasya İslam Şurası, üye toplulukların kendi içinde bir özeleştiriyi gerçekleştirmelerinin gereğini ortaya koymuştur. Bugün Müslüman toplumunu ilmi, insani ve ahlaki düzlemde temsil edecek bir liyakat arayışı, yerini politik ve çıkarcı ilişkilere terk etme riski taşımaktadır. Bu da başta temsilde gösterilecek hassasiyet olmak üzere her bireyin iyi bir mümin olma çabasını gerekli kılar. İyiliği emretme ve kötülükten nehyetme konusundaki ilahi emir, bugün her düzeyde ifa edilmesi gereken bir düstur olmak durumundadır.

Avrasya Bölgesinde Müslümanlar ya bağımsız birer devlet olarak ya da tanımlanmış hukuki bir statü içinde birer azınlık topluluğu olarak yaşamaktadır. Bu çeşitliliğin doğal sonucu olarak yaşanan sorunlar da çeşitlenmiş ve farklılaşmıştır. Müslümanların bölgesel düzeyde kendi varlıklarını devam ettirmelerinin önündeki engeller ve bu engellerin ürettiği gerilim noktaları açıkça tanımlanmadıkça, mevcut sorunların aşılmasını beklemek mümkün değildir. Bu çerçevede VI. Avrasya İslam Şurası, Avrasya Müslümanlarının kimlik ve kültür bağlamındaki sorunlarının tam bir envanterine sahip olmanın gerekliliğini vurgulama gereği duymaktadır. Bu bağlamda, Batı Trakya ve Balkanlarda kaybolmuş vakıf emlakinin yeniden tespiti için Türkiye Cumhuriyeti arşivlerinden yararlanılmalıdır.

Avrasya’da azınlık statüsü içinde yaşayan bazı Müslüman toplulukların tarihi anlaşma ve hukuki mutabakattan kaynaklanan bazı hakları ihlal edilmekte, bu da dini hayatı, temsil ve kimlik beyanını güçleştirmektedir. Bu durum, gerek Müslümanlar arası, gerekse toplumlar arası işbirliği ve girişimleri kaçınılmaz kılmaktadır. Bu çerçevede, Batı Trakya’da Müslüman Türk toplumunun oylarıyla seçilen, uluslararası hukuk nezdinde başvuruları kabul ve tasdik gören dini temsilcilerin görevlerine iadeleri konusunda ilgililerin gereken duyarlılığı göstermeleri beklenmektedir.

Avrasya’da bazı azınlık Müslümanlar, yoğun biçimde karşı dini propogandaya maruz bırakılmakta; inanç ve ibadet özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Din özgürlüğü adı altında gerçekleştirilen istismarcı misyonerlik (prozelitizm) faaliyetleri asla kabul edilemez.

Dini-kültürel mirasın çok önemli bir kısmı olağanüstü zamanlarda yok edilmiş olup, geriye kalanları da ihmal ve ilgisizlik sebebiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu mirasın özgün yapısına uygun biçimde korunması yönünde daha önce başlatılan iyileştirme ve restorasyon çalışmaları sürdürülmelidir.

Avrasya İslam Şurası, üye topluluk ve devletlerin tecrübelerinin paylaşıldığı bir platform olmaya devam etmelidir. Bu alanda yapılacak faaliyetlerin sürekliliğe, derinliğe ve yüksek bir kaliteye ulaştırılabilmesi için üye ülke temsilcilerinin birbirleriyle sorunlarını, tecrübelerini ve bilgilerini paylaşarak, kurumsallaşmış bir iletişim ve etkileşim içinde olmalarına özen gösterilmelidir. Avrasya’nın her iki yakasında yaşanan kimlik sorunları karşısında Türkiye laik ve demokratik bir hukuk devleti olarak bu sorunları aşacak tarihsel derinlik, tecrübe ve birikime sahiptir. Mevcut sorunların aşılmasında, ortaya çıkan kayıpların telafi edilmesinde başta olmak üzere bütün üye ülke ve topluluklara ciddi bir sorumluluk düşmektedir.

Avrasya Müslüman topluluklarında sağlıklı din hizmetini yürüten kurumların güçlendirilmesi yönünde çalışmalar yapılmalı; gerek bilgi birikimi gerekse dini-manevi tecrübe artırımına imkan sağlayacak eğitsel çalışmalar başlatılmalıdır. Bu konuda Avrasya’nın birikimi harekete geçirilmelidir.

Avrasya Müslüman toplulukları arasındaki dini, kültürel ve eğitsel işbirliği güçlendirilerek sürdürülmelidir. Bu bağlamda bilhassa çoğunluğun ortak dili olan Türkçenin ve bu toplulukların ana dillerinin geliştirilmesi yönünde somut projeler üretilmelidir.

Avrasya İslam Şurası, daimi bir sekreterya ve denetleme organına kavuşturularak, kurumsal yapısı daha da güçlendirilmeli ve fonksiyonel hale getirilmeli; İslam Konferansı Örgütü vb. uluslararası örgütlerle işbirliğine gidilmelidir. Avrasya İslam Şurası’nın uluslararası bir hüviyet kazanması için gerekli altyapı çalışmaları yapılmalı, bir sonraki Şurada bu yöndeki öneriler ele alınmalıdır.

Avrasya İslam Şurası ülkeleri ve üye toplulukları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Din İşleri Başkanlığı gibi yeni teşkilatlanmakta olan üyelerle birikimlerini paylaşarak ilişkilerini geliştirmelidir.

Avrasya Şurası, bünyesine diğer İslam dünyasından ve özellikle Avrupa Müslümanlarından temsilci veya gözlemci sıfatıyla katılımcılar almalıdır.

Avrasya İslam Şurası bünyesinde alt çalışma grupları teşkil edilmeli, Şura genel toplantısı dışında ihtiyaca göre lokal çalışma ortamları oluşturulmalıdır. Bölgesel sorunlar bir sonraki Şurada ele alınmalıdır.

Dini-kültürel ilişkiler bağlamında ve ihtilaf durumlarında acil girişimlerde bulunmak üzere Şura’yı temsilen bir “iyi niyet heyeti” oluşturulmalıdır.

Avrasya İslam Şurası Sekreteryası öncülüğünde bölgedeki üye ülke ve temsilciliklerin yaşadığı sıkıntıları ve diğer gelişmeleri izlemek ve dünya kamuoyuyla paylaşmak üzere periyodik olarak “Avrasya Raporu”  adıyla bir bülten yayınlanmalıdır.

Dini inanç ve kültürün korunup geliştirilmesinde son derece önemli yeri olan aile, kadın, gençlik ve çocuklara yönelik özel çalışmalar yapılmalıdır. İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak alanlarında, sosyal hayat ve insan ilişkilerinde ortaya koyduğu prensipleri içeren “aile serisi” kitapçıklar hazırlatılmalıdır.

Sağlıklı dini bilginin yaygınlaştırılması için temel bazı eserler Türkçeden mahalli dillere çevrilerek yayınlatılmalıdır.

Şura üyeleri arasında bilgi iletişimini süratlendirmek üzere bir WEB sayfası açılmalıdır. TRT ile işbirliği içinde TRT-İnt Kanalında Avrasya’ya hitap etmek üzere bir dini, ahlaki program gerçekleştirilmelidir.

VI. Avrasya İslam Şurası Müslümanların hem kendi arasında hem de insanlık ailesinde hayırda yarışmayı, şerde asla ortak olmamayı, iyiliği korumayı, kötülüğü engellemeyi kendi kuruluşunun temel dinamiği olarak deklare eder.