VIII. Avrasya İslam Şurası Toplantısı

4 Ekim 2016 Salı - 4 Ekim 2016 Salı

İstanbul/Türkiye

Diyanet İşleri Başkanlığı, 1995 yılından bu yana Avrasya coğrafyasında bulunan ülkelerin dini liderlerini bir araya getirdiği yedi Avrasya Şurası gerçekleştirmiştir. Bu toplantının temel amacı, söz konusu coğrafyada bulunan Müslüman ülke ve topluluk mensubu din adamlarının bir araya getirmek, birlikteliği ve tanışmayı sağlamak, ortak sorunların dile getirilmesi için bir zemin oluşturmak ve bu sorunlara yönelik çözüm arayışlarında Türkiye’nin katkılarını sunmaktır. Bundan önce gerçekleşen toplantılarda, kısa süre önce totaliter komünist rejimlerde kurtulan Avrasya coğrafyasında yaşamakta olan Müslüman toplumların genel durumu ve sorunları, kimlik sorunları, buralardaki dini yapılanma ve kurumlaşma çabaları, dini eğitimin sorunları vb. konular toplantı gündemlerini oluşturmuştur.

Avrasya coğrafyasında yukarıda sayılan sorunlar ve bunlara yönelik çözüm arayışları devam ederken, süreç içerisinde yeni sorunların belirginleştiği görülmektedir. Dünyada İslam açısından son on yılda öne çıkan önemli sorunlardan birisi İslamofobi ve Müslümanlara yönelik ayrımcılık tutum ve olayları olmuştur. Özellikle batı dünyasında süregiden bu sürecin yanı sıra Avrasya coğrafyasında daha farklı bir gelişmenin öne çıktığını görmekteyiz. Bu da burada tarih boyunca yaşamış olan İslam anlayışının ithal İslam yorumlarıyla değişim ve dönüşüm süreciyle karşı karşıya bırakılmış olmasıdır. Bu ithal anlayışın geleneksel Müslümanlık dokusuyla uyuşmamasının ve coğrafyaya getirdiği ayrıştırıcı, dışlayıcı tutumların sonuçları giderek bölgede sosyal ve dini ve hayat bakımından zorluklara yol açtığı, Müslüman toplumların kendi içinde çatışmalara yol açtığı ve Müslüman toplumların komşu dinden toplumlarla yaşamasında sorunlara yol açtığı bu sorunların derinleştiği görülmektedir.

Avrasya coğrafyasının Müslüman toplumları, dışlayıcı olmayan, başka dinden topluluklarla birlikte yaşamaya geleneksel olarak açık, ancak kendi kimliğini yaşatma konusunda diri ve dirençli, İslam dinin medeniyet düzeyinde temsil edebilecek ve buna değerli katkılar sağlayabilecek derecede gelişkin kurumlar oluşturmuşlardır.

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak sekizincisini gerçekleştireceğimiz Avrasya Şurası’nın söz konusu coğrafyada yüzyıllar boyunca kucaklayıcı bir bilgeliği yaşatan ve İslamiyet’in yüksek bir medeniyet düzeyinde yaşanmasını sağlayarak ona büyük katkılar sunan söz konusu gelişmiş İslam yorumunun bugünkü şartlarda yeniden hatırlanmasına ve öğrenilmesine kapı aralayacak bir tema ile düzenlenmesinin uygun olduğunu düşünmekteyiz. Uzun süren bir fetret devrinin yarattığı dini ve eğitsel kurumsal boşluk sebebiyle kendine bir yol bulan ithal anlayışların yarattığı ortam sonrasında Avrasya coğrafyası kendi yüksek mirasını yeniden hatırlamalı ve ona yönelmelidir. Bu temanın işlenmesinin ayrıca, Avrasya Müslüman toplumların yaşadıkları ülkelere ve birlikte yaşadıkları Müslüman olmayan topluluklara yönelik olumlu ve güven veren bir mesaj taşıyacağı da düşünülmektedir. Söz konusu kapsayıcı ve içerici yüksek İslam anlayışının Avrasya Müslüman toplumların yaptığı bir tercih olarak ilan edilmesi, benzer bir şekilde İslamofobi, ırkçılık ve ayrımcılığın birçok örnekle yaşandığı batı dünyasına da mesaj teşkil edecektir.

Sekizinci Avrasya Şurası, yukarıda çizilen çerçeve gereği, Avrasya Coğrafyasının asli İslam anlayışını tanımlayan onun gelişmesinde katkı sağlayan unsurlar, Müslüman şahsiyetler, onların eserleri, mekânlar, şehirlere ait özelliklerinin hatırlanması üzerinden, bu anlayışa ait içeriğin yeniden açıklanmasını ve tanınmasını sağlamayı hedefleyecektir.

Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Belarus, Belçika, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Danimarka, Estonya, Gürcistan, Hırvatistan, Irak, İngiltere, İsviçre, K.K.T.C, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Litvanya, Makedonya, Moğolistan, Moldova, Polonya, Romanya, Rusya, Slovenya, Tacikistan, Türkiye, Ukrayna, Yunanistan

8. AVRASYA İSLAM ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ

Başta Orta Doğu, Suriye ve Filistin'de akıtılan Müslüman kanının bir an önce durdurulması için uluslararası toplumun üzerine düşen insani görevi yerine getirmesi, hangi din ve inançtan olursa olsun, ezeli, manevi değerlerin sahibi olduğunu düşünen bütün dini kurumların bu konuda barış ve esenlik için insiyatif almasına çağrı yapmayı öncelikli ödevimiz olarak görüyoruz. Bu konudaki sorumluluk sadece siyaset yapıcıların değil, aynı zamanda kamuoyu vicdanına hitabeden sağduyu sahibi herkesin üzerine düşen vicdani bir sorumluluktur. Bütün ilgilileri bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Bu bağlamda, 21.11.2012 tarihinde Gazze'de ulaşılan ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesi temennisini ifade etmeliyiz.

-Avrasya'da yaşanan faili meçhul cinayetlerin bir an önce ortaya çıkarılması en büyük arzumuzdur.

Bir önceki şurada bizimle bir arada olan ancak, Avrasya hattında sinsice cereyan eden menfur saldırılarda hayatını kaybeden, ömrünü İslam'a, Müslümanlara ve insanlığa hizmete adamış güzide kardeşlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Cenab-ı Hak'tan kendilerine rahmet diliyoruz. Bu menfur saldırılar ve cinayetler konusunda dünya kamuoyunun ve insani teşkilatların üzerine düşenleri yapacağına dair ümitlerimizi koruyoruz. Bu faili meçhul cinayetlerin bir an önce ortaya çıkarılması en büyük arzumuzdur. Bu menfur saldırılar ve cinayetler konusunda dünya kamuoyunun ve insani teşkilatların üzerine düşenleri yapacağına dair ümitlerimizi koruyoruz.

-Avrasya'da bazı ülkelerde ibadet özgürlüğü bağlamında ortaya çıkan yeni durumları kaygı verici buluyoruz.

Avrasya coğrafyasında dini özgürlükler alanında yaşanan gelişmeleri umutla karşılamakla beraber, bilhassa bazı ülkelerde Müslümanların ibadet özgürlükleri konusunda ortaya çıkan yeni durumları kaygı verici bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.

-Mezhebi aidiyetler, İslam kardeşliği mensubiyetinin önüne ve üstüne çıkartılamaz.

İslam'ın kadim bilgi ve hikmet geleneği yüzyıllar içerisinde Müslüman kitlelerin inanç, ibadet ve ahlak telakkilerine me'haz teşkil eden yüzlerce düşünce ve kanaat okulunu ortaya çıkarmıştır. Bu bilgi mirası Müslümanların en büyük zenginliğidir. Geleneğin ürettiği bu zenginliğin modern zamanlarda özellikle İslam dünyasında toplumsal gerilimlere sebep kılınması, düşünce ve inançlarından dolayı bireylerin ve toplulukların kınanması, daha da ileri gidilerek mezhebi ve meşrebi dolayısıyla dışlanması asla kabul edilemez. Mezhebi aidiyetler Müslümanların ortak ve en üst aidiyeti olan Müslüman kardeşliği mensubiyetinin önüne ve üstüne çıkartılamaz. Mezhep çatışmaları, İslam'ın kadim geleneğine yabancı, başka dünyaların meş'um bir tarihi realitesi iken, bugün bunun Müslüman coğrafyasında dillendiriliyor olması, son derece müessif bir gelişmedir.

-İslamilik iddiası taşıyan kimi nevzuhur fikirler bu coğrafyada asla serpilip gelişme imkanı bulamayacaktır.

-İslam dünyasında dikkat çeken bir gelişme olarak ortaya çıkan Müslümanların kök değerlerini besleyen geleneği acımasız ve ölçüsüz bir hoyratlıkla karşısına alan ve islamilik iddiası taşıyan kimi nevzuhur fikirler, İslam irfanının, bilgi ve hikmetinin tarih boyunca egemen olduğu bu coğrafyada asla serpilip gelişme imkanı bulamayacaktır. Müslümanların tarihsel, toplumsal ve kültürel bütünlüğünü sekteye uğratamayacaktır. Bu kabil türedi cereyanlara karşı Müslüman sağduyusu itidali elden bırakmayan bir dikkati daima muhafaza edecektir.

-İslam başta olmak üzere dinlerin mukaddesatına yapılan hakaret, tezyif ve tahkir girişimleri nefret suçu olarak nitelenmelidir.

Gerek Avrasya bölgesinde gerekse dünyanın Batı yakasında hastalıklı bir tutum olarak seslendirilen İslamofobya ve onun tetiklediği İslam karşıtı tutumlar, modern dünya için gerici ve ilkel bir fenomendir. Bir endüstri haline getirilen İslamafobya, kültürel bir yanılsamadır ve haddi zatında bir insanlık ayıbıdır. İslam başta olmak üzere dinlerin mukaddesatına yapılan hakaret, tezyif ve tahkir girişimleri birer nefret suçu olarak nitelenmelidir.

-Bayram günleri konusunda birliğin hala sağlanamamış olması son derece hüzün vericidir.

Yeryüzünün neresinde olursa olsun tevhid dininin mensubu olan Müslümanların, tasada ve kıvançta, hüzünde ve sevinçte ortak hareket etmeleri, acıyı paylaşmaları ve sevinci çoğaltmaları imani ve ahlaki ödevleridir. Bu bağlamda bayram günlerinin birbirinden farklı zamanlarda kutlanması ve bu hususta birliğin hala sağlanamamış olması, son derece hüzün vericidir. Avrasya İslam Şurası delegasyonu, söz konusu dağınıklığın giderilmesi için inisiyatif alınmasını ve ortak bir çalışma grubu teşkil edilerek yöntem birliğinin sağlanmasını, birlik ve beraberliğin tesis edilmesi zorunlu bir ödev saymaktadır. Bu çalışma grubunun ulaştığı sonuçların üye ülkelerce uygulanarak bu konuda bir birliğin oluşturulması temennimizdir. Avrasya İslam Şurası üyeleri bu konuda daha önce karara bağladığı bayramları birlikte idrak etme ilkesine uyulması konusunda kararlılığını yinelemektedir.

-Yaşanan bütün sorunların gerisinde cehalet ve bilgisizlik yatmaktadır.

İnsani, kültürel ve toplumsal problemleri aşmanın yegane yolu ise ilim ve hikmetten geçmektedir. Müreffeh, mutlu ve huzurlu bir toplumun inşası, eğitimli, aydınlık ve bilge fertlerin yetiştirilmesiyle mümkündür. Avrasya İslam Şurası üyesi Müslüman ülke ve topluluklarının dini, milli ve kültürel sorunlarını aşmak üzere uluslararası bir İslam üniversitesinin Türkiye'de kurulmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bu üniversitede Avrasya Araştırmaları Enstitüsü ve Müslüman Azınlıklar Enstitüsü gibi araştırma ünitelerine yer verilmesi tavsiye edilmiştir.

-Avrasya İslam Şurası'nın kurumsal yapısının sağlamlaştırılması için gereken adımlar atılmalı..."

"Avrasya İslam Şurası'nın kurumsal yapısını sağlamlaştırması için gereken adımlar atılmalı ve en kısa sürede Şura'nın mümasil uluslararası kuruşlarla işbirliğini geliştirebileceği alt yapı çalışmaları tamamlanmalıdır. Bu bağlamda şura sekretaryasının işleyebilir hale getirilmesi ve mümkün olması halinde İstanbul'da bir sekretarya ofisinin açılması temin edilmelidir. Şura bünyesinde başta gençler ve kadınlar olmak üzere toplumsal nitelikli faaliyetler yapmak ve bilimsel etkinlikler yürütmek üzere muhtelif forumların teşkili yönünde hazırlık çalışmaları yapılmalıdır."

-Hac ibadeti esnasında Avrasya İslam Şurası üye ülkeleri arasında işbirliği gerçekleştirilmesi gerekmektedir…"

Dünyanın en büyük dini organizasyonlarından olan Hac ibadeti sırasında Avrasya İslam Şurası üye ülkeleri heyetleri arasında işbirliğinin gerçekleştirilmesi ve imkanların birlikte kullanılması, tüm Şura üyelerinin ortak temennisidir.

-Asar-ı İslamiye'nin korunması ve yaşatılmasına hassasiyet gösterilmelidir.

Başta mukaddes topraklar olmak üzere Balkanlar Kafkaslar ve Ortadoğu'daki Asar-ı İslamiyenin korunması ve yaşatılması konusunda gereken hassasiyet gösterilmelidir.

-Bugüne kadar alınan bütün kararlar yeniden gözden geçirilmeli ve icrası için gerekenler yapılmalıdır.

Avrasya İslam Şurasının önceki toplantılarında karar altına alınan ancak bugüne kadar gerçekleştirilemeyen hususlar, yeniden gözden geçirilmeli ve icrası için gerekenler yapılmalıdır. Bu meyanda bilhassa Müslümanların yaşadıkları akut problemlerde Şura adına iyi niyet girişiminde bulunmak üzere hareket edecek bir "iyi niyet heyetinin" aktif hale getirilmesi şurayı uluslararası platformlarda müessir bir aktör haline getirecektir. Keza şura üyesi ülkelerde ve bölgelerde zaman zaman mahalli toplantıların düzenlenmesi hem ülke bazlı dini sosyal problemlerin ele alınıp görüşülmesine ve çözümler geliştirilmesine imkan sağlayacak, hem de şuranın etkisini daha da artıracaktır.

-Hadislerle Müslümanlık' külliyatının Avrasya Coğrafyasının dillerine çevrilmesi önemli bir adım olacaktır.

Şura üyesi dini teşkilatların kurumsal yapılarını geliştirmeleri, işbirliğinin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi açısından ertelenemez bir zorunluluktur. Müşterek eğitim, yayın ve bilimsel faaliyetlerin planlanması ve yapılması şura üyesi dini kurumlar ve mensupları arasında ortak gelecek ufkunu oluşturmaya katkı sağlayacaktır. Bu anlamda, 'Hadislerle Müslümanlık' külliyatının Avrasya Coğrafyasının dillerine çevrilmesi önemli bir adım olacaktır."

-Diyanet Televizyonu, Avrasya'da uhuvvet bağının kuvvetlenmesinde önemli katkılar sağlayacaktır.

Diyanet Televizyonunun yayınlarında Avrasya coğrafyasındaki kardeş ve akraba topluluklara yönelik yayınlara da yer vermesi, bu coğrafyanın tarihi, kültürel ve insani mirasını programlarına konu edinmesi topluluklarımız arasındaki uhuvvet bağının kuvvetlenmesine önemli katkılar sağlayacaktır. 

22 Kasım 2012 İstanbul