IX. Avrasya İslam Şurası Toplantısı

4 Ekim 2016 Salı - 4 Ekim 2016 Salı

IX. AVRASYA İSLÂM ŞÛRASI TOPLANTISI

İSTANBUL 2016

SONUÇ BİLDİRGESİ

IX. Avrasya İslâm Şûrası, 11-14 Ekim 2016 tarihlerinde Diyanet İşleri Başkanlığının ev sahipliğinde “Avrasya’da İslâm, Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi” ana başlığıyla 33 ülke ve topluluktan 120 temsilcinin katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Beşiktaş’taki Dolmabahçe Sarayında açılışı yapılan Şûrada, “Avrasya’da İslâm’ın Geleceği ve Dini İstismar Eden Hareketler”, “Avrasya’da Dinî Bilgi Üreten Kurumlar”, “Yeni Medya ve Din İstismarı”, “Küresel Tehdit ve Şiddet Hareketi / DEAŞ”, “Küresel Bir Tehdit Olarak FETÖ Hareketinin Avrasya Yansımaları” ve “Din İstismarını Önlemenin Yolları ve Çözüm Önerileri” başlıkları beş oturum hâlinde ele alınmıştır.

15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yaşanan meş’um darbe girişiminin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Olağanüstü Din Şûrasında FETÖ terör örgütünün dinî meşruiyetinin sorgulandığı ve bir dizi karar alındığı kamuoyunun malûmlarıdır. Söz konusu kararların 13. maddesine istinaden, başta Avrasya coğrafyası olmak üzere İslâm dünyasının karşı karşıya kaldığı FETÖ, DEAŞ vb. tedhiş üreten, toplumsal bütünlüğü bozan, dinî istismar eden terör yapılarının Avrasya İslâm Şûrasında ele alınması plânlanmıştır.

Şûra kapsamında bu yapılardan FETÖ’nün özellikle Avrasya coğrafyasında çeyrek asırdır sistematik bir şekilde yayılması ve değişik sektörlerdeki etki gücü, dinî söylemleri ve yol açtığı tahribat detaylı olarak değerlendirilmiştir. Şûrada, FETÖ kaynaklı Türkiye’de yaşanan acı tecrübeden hareketle Avrasya coğrafyasında karşılaşılması muhtemel benzeri tehlikelere dikkat çekilmiştir. 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı Diyanet İşleri Başkanlığı ile dayanışma içerisinde Rusya Federasyonu’ndan Kafkasya’ya, Türk Cumhuriyetlerinden Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada hizmet veren dinî kurumların bu menhus girişime karşı ortak bir tavır sergilemiş olması bölgemiz ve İslâm dünyasının birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun tahkim edilmesi açısından ümit verici olmuştur.

Avrasya İslâm Şûrası üyeleri FETÖ tarafından 15 Temmuzda gerçekleştirilen kanlı darbe ve hain işgal girişimi ile ilgili derin teessürlerini ve üzüntülerini, bu mücadelede milletimizin yanında olduklarını açıkça ifade etmişlerdir. Bu darbe girişimine yeltenenler tel’in edilmiş, elim ve meş’um olayda şehit olanlara Allah’tan rahmet, gazilere acil şifalar ve milletimize taziye dilekleri iletilmiştir.

Şûra tarafından aşağıdaki hususların kamuoyu ile paylaşılması uygun görülmüştür:

1. 3-4 Ağustos 2016 tarihlerinde Diyanet İşleri Başkanlığının düzenlediği Olağanüstü Din Şûrasında alınan kararlar Avrasya İslâm Şûrasındaki katılımcılar tarafından müzakere edilmiş ve maddelerin içeriğinde tam bir mutabakata varılmıştır. Başlangıçta bir hizmet hareketi olarak yola çıktığı iddia edilse de zamanla tamamen kirli ilişkiler ağının bir parçası olarak İslâm dinini ve değerlerini istismar aracı olarak kullandığı, hedefine ulaşmak için her türlü yolu mubah gördüğü, İslâm’ın inanç, ibadet ve ahlâk esaslarını özünden kopararak tahrif ettiği, İslâmî kavramların içini boşalttığı tescillenen FETÖ’nün, gerçekte dinî bir cemaat olarak nitelenemeyeceği hususunda fikir birliğine varılmıştır. FETÖ, dinî bilgi kaynakları şaibeli olan, İslâm ümmetinin vahdetini parçalayan, kul hakkı ve kamu hukukuna tecavüz eden, zekât ve sadaka gibi ibadetleri suiistimal eden, diyalog adına kelime-i tevhidi parçalayan, din kisvesi altında kamufle olmuş bir güç, çıkar, istismar ve terör örgütüdür.

2. FETÖ, eski doğu blokunun dağılmasının ardından Avrasya coğrafyasında ortaya çıkan eğitim boşluğunu doldurma ve sözde Anadolu’nun Müslüman kimliğini o bölgelere taşıma söylemiyle okullar açarak çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur. Kurduğu müesseseler, bir projenin ürünü olan gizli siyasî emellerini hayata geçirmenin bir aracı hâline gelmiştir. Neticede mezkûr coğrafyalarda yaşayan insanlara sahih bir din anlayışı ve eğitimi götürmeyerek sadece o ülke insanlarını hayal kırıklığına uğratmakla kalmamış aynı zamanda onların maneviyatlarını diri tutacak İslâm’a dönük beklentilerini, umutlarını boşa çıkarmış, çarpıtılmış bir din söyleminin öncüsü olmuştur.

3. Yaşanan bütün bu acı tecrübelerden sonra bu yapı içinde samimî duygularla yer alan veya sempati duyan pek çokları pişman olarak bu yapıyla ilişkilerini kesmiştir. Bundan sonra da sağduyu sahibi herkesin bu menfur odaklardan hızla uzaklaşacağı açıktır. Hatadan ve yanlıştan dönmek en büyük erdemdir. Tövbe kapısı her zaman açıktır.

4. Avrasya coğrafyası ülkelerinin tarihsel ve toplumsal dinî müktesebatında hiçbir karşılığı olmayan el-Kaide ve DEAŞ gibi yapılar, eylemlerini temellendirirken Kur’an ve Sünneti amaçları doğrultusunda çarpıtan birer terör örgütleridir. Bu örgütler yıllarca bu coğrafyanın geleneksel dinî anlayışlarına zarar vermekle kalmamış bu bölgeden sürekli örgütlerine insan devşirme gayretinde bulunmuştur. Bu radikal yapılar karşısında ise hoşgörü, sevgi, barış ve diyalog gibi kavramlar vasıtasıyla FETÖ, “ılımlı İslâm” takdimi ile kendilerine zemin oluşturmuştur. Bu örgütler her ne kadar söylem ve eylemlerinde birbirinin zıttı gibi görünseler de gerçekte birbirlerini besleyen, nihaî hedefleri doğrultusunda farklı yöntemlerle dinî, insanî ve millî duygu ve değerleri araçsallaştıran şer odaklarıdır. Böylece Müslüman toplumların birliğini, beraberliğini bozma, din eksenli ayrışma, çatışma, kargaşa ve kaos çıkartarak ülkeleri işgale hazır hâle getirme girişimleri noktasında birleşmektedirler.

5. Bu yapılar tevhid, tekbir, cihat, biat, cemaat, imam gibi birçok İslâmî kavramları bozmanın yanında kendi çıkarları için İslâm fıkhının onaylamayacağı birçok fetvalar vermişlerdir. Terör ve terör yoluyla hedefe ulaşmayı meşru göstermek amacıyla intihar saldırılarına cevaz verme ve takiyye amaçlı haramları helâl kılma bu istismarın bariz örnekleridir. Hangi gerekçeyle olursa olsun şiddet, tedhiş ve teröre onay veren, dinin helâlini haram, haramını helâl kılan hiçbir fetva meşru görülemez. Özellikle batı medyası ve maksatlı bazı çevrelerce İslâm ile terörü yan yana getirme çabaları esefle müşahede edilmektedir. İslâm ve terörün birlikte zikredilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.

6. Yukarıda sözü edilen din istismarının önlenebilmesi için atılması gereken en önemli adım genç kuşaklara sağlıklı ve yeterli bir din eğitimi verilmesidir. Modern zamanlarda ve ideolojiler çağında yaşanan dinî toplumsal savrulmalar karşısında tarihten tevarüs edilen eğitim-öğretim yöntemleriyle yetinilmeyip zamanın ruhunu yakalayabilecek tarzda eğitim yöntemlerinin güncellenmesinin gereği açıktır. Bu tür yapılarla etkili bir mücadele için dinî müesseseler güçlendirilmeli, din eğitimi alanında sahih İslâm anlayışını oluşturacak müfredatlar hazırlanmalıdır. Bu kapsamda Avrasya coğrafyasının köklü dinî, tarihî ve kültürel mirasını disiplinler arası bir yaklaşımla ele alacak Avrasya İslâm Araştırmaları Merkezi düşüncesinin hayata geçirilmesi konusunda gerekli girişimler ivedilikle başlatılmalıdır.

7. Tarih boyunca İslâm toplumlarında ortaya çıkan ve Müslümanların ortak kabulüne mazhar olan fıkhî ve kelâmî ekoller İslâm kültüründe var olan çeşitliliği ve ilmî zenginliği ifade eder. Dolayısıyla her türlü dinî, mezhebî ve etnik çatışmaya yol açan dinî yorum ve izahlardan kaçınılmalı, bu tür aidiyetleri dinî aidiyetin üstünde gören anlayışlar reddedilmelidir.

8. İslâm’ın erken dönemlerinden itibaren Avrasya coğrafyası Maveraünnehir’den Balkanlar’a kadar ilim ve hikmetle yoğrulan oldukça zengin İslâm’ın ana yolunu oluşturan yerleşik geleneğe sahip bir medeniyet coğrafyasıdır. Bu coğrafyanın tarihsel, sosyal ve dinî dokusu ile uyuşmayan mezhebî veya her türlü ideolojik yayılmacılığa karşı ortak bir bilinç oluşturulması için etkin çalışmalar yapılmalıdır. İslâm coğrafyasının birçok bölgesinde mezhebe dayalı ayrışmaların süregeldiği günümüzde Avrasya İslâm Şûrasının önemi ve beraber iş yapma potansiyeli bir imkân olarak değerlendirilmelidir. Çünkü Avrasya İslâm Şûrası ülkeleri göz önünde bulundurulduğunda, bu ülkelerdeki Müslüman toplulukların dinî ve kültürel yakınlık ve uyumunun korunarak ve güçlendirilerek devam ettirilmesi İslâm dünyasındaki medeniyet içi ayrıştırmalara karşı güçlü bir teminattır.

9. 11 Eylül 2001’de ABD’deki saldırıdan sonra ortaya çıkan İslâmafobik faaliyetler, Suriye’de yaşanan insanlık dramının hesabını Avrupa’da yaşayan Müslüman çocuklardan soracak kadar müfrit bir İslâm düşmanlığına, kin, nefret ve ötekileştirmeye dönüşmüştür. Giderek dünyada Müslümanların yaşam alanlarını daraltarak varlıklarını tehdit eden yanlış İslâm algılarını bertaraf edecek evrensel bir dile sahip hikmetli çalışmalar yapılması bir zorunluluktur.

10. Günümüzde iletişim teknolojileri kullanılarak ideolojik cazibe merkezleri oluşturulmakta, özellikle gençlerin teknolojiye olan ilgisi ve yatkınlığı din istismarı için bir vasıta olarak değerlendirilmektedir. Sapkın dinî grupların, terör odaklı hareketlerin internet ve sosyal medya ağlarını aktif bir biçimde kullanması Müslüman gençlere ulaşmalarını kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla gençlerimizin sanal âlemdeki kirli propagandalardan korunması sağlanmalı, klâsik din hizmetleri ve vasıtalarını gözden geçirerek yenilemek suretiyle genç nesillere sahih dinî bilgiyi teknolojik vasıtalarla ulaştırmanın yolları aranmalıdır. Dinî yayıncılık ve medya alanında orta ve uzun vadeli projeksiyonlar geliştirilmelidir. Bu kapsamda dinî kurumlar tahkim edilmeli, sağlıklı din anlayışları geliştirilmelidir. Medya alanında Diyanet İşleri Başkanlığının öncülüğünde Şûra üyeleri arasında ortak bir yayın platformu oluşturulmalıdır.

11. İslâm dünyasında son yıllardaki gelişmeler Avrasya İslâm Şûrasının önemini daha da artırmıştır. Bu Şûranın etkinliğinin güçlendirilebilmesi ve işlevinin yaygınlaştırılabilmesi için önceki Şûra kararlarında da vurgulandığı gibi Avrasya İslâm Şûrasının kurumsal statüsünün daha da güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Avrasya İslâm Şûrasının iş ve işlemlerini sürdürebilmek için İstanbul’da oluşturulan Avrasya İslâm Şûrası Sekretaryasının çalışmalarının bir program dâhilinde yürütülmesi, ayrıca Şûra bünyesinde icra komisyonuna ek olarak Fetva Komisyonu, Din Hizmetleri Komisyonu, Din Eğitimi Komisyonu, Hayrî ve İnsanî Yardımlar Komisyonu ve Medya ve Dinî Yayınlar Komisyonunun kurulması kararlaştırılmıştır.